5 Temmuz 2015 Pazar

MABEDİME GELİN!

Bu harflerle sevişen kelimeleri süzerken gözleriniz hafifçe ayaklarınızı sonsuzluğa uzatın ve başınızın ağırlığını avuçlarınıza teslim edin , mabedime gelin....

gecenin tam ayyuka çıkmış anı gibiydi . sessiz ,kimsesiz , yorulmuş sokağın kaldırım taşları gibi hissettiğimde ,

sustum ; oysaki içimdeki direnişin aşkından kör olmuştum , göremediğimden haykıracak , isyan edecek takatim yok . Kendi kendine direnen bir ruh hiçbirşeye yetişemezdi , haksızlıklar içindeki isyanın nefesi olamazdı , herşeyin farkında olup , yapacağım herşeyin aslında hiçbişey olduğunu düşünürüm.
Çünkü , kimsesizim  ; oysaki çok insan var gözlerimle baktığımda , ama başımı bir an çevirmeye gelmiyor yüzüme gülüşler sunduğunu sandığım insancıkların , bir şizofrenin dediği gibi '' dün orada olmayan birini gördüm , bugün de orada değildi'' ... kalp atışlarını hızlandıran heyecanlar sunarlar , gülüşleridir insancıkların , başını yaslarsın göğsüne şefkat zannedersin , bilmezsin ki onlara atılacak okların hedefindesin , boşuna başını yaslatmazlar göğüslerine , onların kalp atışını dinlersin,  bebek gibi hissederken bakmışsın kendi kalbin durmuş, artık isyan edebilecek nefesini de kesmişlerdir , susarsın ... yaşayacağın bir isyanın kalmıştır sana yeni bir hayat içinde , ama onu da gömersin içine , sana kalan tonlarca ses içinde kendini duyamayaşındır.

..............Zaman eskiyken , yollar asfalt değilken arnavut kaldırımlar vardı , zamanla insanları değiştiren .  eskiden her insanın o arnavut kaldırımlarının bir parçasıydı her taş bir kalp , tek başına birşeye yetinemeyen,  sıradan bir taş , bir araya gelirlerdi mahallelerde, yağmur yağar aralarında su savaşı yapıp eğlenip gülüşürlerdi , gönlümün kanıyla birleştiği insanlar asfalt yapalım zift dökelim dedi oyunlarına , gözlerimi dağladılar , üzerimden geçtiler , saymadılar , o kara asfalt ve zifti bir edip döktüler hücelerimin üzerine , oysa ben cebimde biriktirmiştim mutluluğumu , yeni bir nefes yumuşacık ellerle cici yapacak tebessümler hediye etmiştim arta kalan hayatlarına ,  mal varlığım misketlerimi paylaşacaktım , birlikte oyunlar oynayalım diye , asfalt geçtiğinde üzerimden cebimde kaldı tüm bu sevişmeler. Ve artık üzerimde katran karası bir duvar var!!! herşey bitti ben bu karanlıkta da mutlu olurum derken , sokakta çalışma var!! delicilerle gelip tam göğsümün orta yerinden delikler açıp birde görmezlikten gelinirken , benim sessizliğim onların mefaatlerine dönüştü.

zamanı parçalamak niyetiyle düşülen yollara girdim , içimdeki nefreti topraklara gömdüm , beni yaratan toprak mı ilaç olmayacak . hem bi elimde herşeyden habersiz , kokusu eşsiz , nefesi ruhun en temiz haliyle gülümseyen , dünyaya kattığım bir melek. hem bi elimde düştüğüm zaman kaldıran , sözüyle gözlerime aydınlığı sunmaya çalışan , gözleriyle isyanımı dillerime taşımaya çalışan yarim var. Toprağa gömdüğüm acıların meyvesidir bana hayatın sunduğu bu iki eşsizler.

paranın canı cehenneme diye gönderirsin senin ruhun cennetlik olsun diye , maddiyatı geçeceksin , dostun arkadaşın ailen sen mutlu ol diye , cehennemden geleni değdirince dillerine , mutlu olduğunu mu zannedersin , acıma ortak olurken , gözyaşlarımı bankadan aldığın kağıt parçalarıyla silince mi geçer zannedersin ey tanrının şefkatini hissetmeyip vicdanını şeytanla seviştiren.

kimseye güvenim kalmadı dersin ya bazen, sen kimse değil misin ey adem oğlu?  kendine güvenebilecek misin? en zor olanı , dudakların düğümlenmişken haykırabilecek misin? gözlerin mühürlendiğin de yüreğinle görebilecek misin ? dişlerin sinirinden kitlendiğin de , demir lokmayı ısırabilecek misin?
Korkuyorsun değil mi adem oğlu? asfalt dökülen kalbine zamanla o asfalt aşınacak derken bir kat daha asfaltı kaldıramamaktan korkuyosun değil mi adem oğlu? o asfaltın altında senin kalbinle yanındaki taşlarında ezileceğinden korkuyorsun değil mi adem oğlu? hakkın olan adaleti , aşkı , sevgiyi , maddeyi , nasıl çekip alacaksın o zift ve asfaltın içinden diye düşünüyorsun değil mi adem oğlu ? sen düşünürken kaç kat daha asfalt binecek üzerine kim bilir be adem oğlu? sen biliyorsun çünkü sen kimsesin!!!

asfaltın erimesini bekleme erimez!!! sen bir su yolu bul kendine akıp git bulacağın yöne ama kalma sakın aynı yerde. sen yanına ,sevdiklerini , seni sevdiğine inandığın dostlarını al yanına . uzakta kalsın asfalt yollu ihtişamlı sokaklar , yolu olmayan bir yere gidin , yol olun sevdiklerinle... bir gün kıymetin bilinir elbet tanrının sevgi ve huzurunu sunduğun topraklarda yürümek isteyen insanlar tarafından ...

Sen İnsan ol ey adem oğlu , insancıklar bir gün görecekler , arnavut kaldırımlarının aralarında yeşeren çiçekleri , imrenecekler rüzgar estiğinde çiçek kokularının üzerine düştüğünde, mis kokulu hayatına imrendireceksin , yeterki asfalttan uzak ol , toprağın içindeki mavilik huzuruna eriş , yaratıldığın toprakta insan ol !!!





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder