Topraktan gelip toprağa giden bir bedenin içine sıkışmış ruhani bir dirilişiz...
hayat içi ölüm efekti sunar bazen katlanmış sinir uçlarına zorlandığın hayatın nakışı...
Köklerin sağlamsa dallanıp uzarsın hayatın ince belli tebessümüne...
Seni dinginleştiren , farketmeden uzattığı ele dokunduğunda ipeksi tutku kaplıyor ya ruhunu, boşveriyordun ya kendini , koyveriyosun ya en dipteki acılarını unutkanlıklar çekmecesine , sımsıkı sarılıyorsun ya minik nefesine tek bir solukta , yetmez mi???
Küçük ben zamanlarındaydı en sevdiğim mavi yapan gözlerimi denizler, maviliklerle haşır neşir olmaktı huzurum .Açılma , kıyıda oyna seslerini duymak istemezdim...
Satın alamadığım mavikler oldu hayalini kurduğum , oyuncak hayaliydi maviliklerim...
Oğlumun adı "Deniz" , benim en çok sevdiğim oyuncağım oldun..
Genç bir ben zamanlarındaydı , mahallemin çocukluğundaki ağıt saatlerine atmak isterdim kendimi hep . Çok geç bu saatler , oyun saati değil seslerinden çekinip , odamdaki penceremi açıp sessizce oyun oynardım , en sevdiğim oyunuma eşlik eden sessizliği çağırırdım, yanında huzur melteminin büyüsüyle gelirdi hep. Birgün seninle büyük oyunlar oynayalım diye vedalaşırdık , uykuluğuma düşme vakti geldiğinde...
Oğlumun adı "Gece" , söz verdiğim en güzel oyun vakti....
22 Haziran 2015 Pazartesi
20 Haziran 2015 Cumartesi
Nasıl başlamıştım ben bugüne
Gözlerimi hastahanede açtım....sancılarını heyecanıyla sarmalayan , tırnaklarıyla etini kemiren , doğa ananın bahşettiği bilgelikle kapıdan içeri girişi izledim...
O zamana kadar anladığım tek şey doğa ananın kanunu idi, ilk kalp atışı halen kulaklarımda
Sanki ilk kez duyup heyecanlandığım ve tüm notalarını ezberlemeye çalıştığım bir melodi gibiydiler, çok hızlı bir metronomda çalınan "neşeli hüzünler senfonisi" ...
Salya sümük ağlamak erkeğe yakışmaz ... mı? Engel olabilecek varsa kendine, haber etsin alnının çatından öpeyim... ilk dozu 9ay boyunca emek verip ağrılar çekip uyuyamayıp , acılar içinde beni tekrar doğuacak kadını ,
(Doktor)-hadi başlıyoruz...dediğinde ve o kapı yüzüme doğru rüzgarını vurunca gözüm sulandı yaa diyebilmeyi isterdim ama yok yemezdi , hastane inlemiş böğürmemden.... Lan niye ağlıyosun daha çocuk doğmadı diyenlere, ( gözünüzde canlandırın ) - bilmiyorum laan bbilmiyorum.... bol salya sümüklü ama aynı zamanda bariton bir haykırışla ilk dozun etkisinin geçmesini beklemişim.... ikinci doz sanırım biri - doğduuuu doğduuu .... dediğinde
almışım.... bizlere bu doğum sahnesini hep filmlerde yanlış aksetmişler aga, valla bak... doğumhane kapısı kapandı , adet ya hep öyle gördük filmlerde, bi sigara içim dedim... bi tane ama panik atağım bu durumlarda filmlerdeki gibi bi paket olmaz diye düşünüp hastane bahçesine inmem 1 dakika . Sigarayı yaktım, panik atağım ya ikinci nefesi çekmeden sigarayı attım , gerisin geriye doğumhane kapısına... ettimi totalde 2buçuk dakka.... bi ses -doğduuu doğduu.... nasıl siktir çektiysem artık hemşireler sağlam güldü... arkadaşım 2buçuk dakkada foğan bebek olurmu yahu... gittimi ilk feryat... heh işte ozan zırlamasında kim zırlasın, o ara kapı açıldı yeliz çıktı.... tamam karıma bağlıyım hüzünlü anlarda oldu ama böğürerek zırladığım olmamıştı ... ve odaya geçtik 2. Dozda etkisini kaybetti ...
Vee 3. Son doz... Gece'yi odaya getirdiler.... bakıyorum zırlıyorum, yelize bakıyorum zırlıyorum, geceye bakıyorum zırlıyorum , kimsede demiyoki , ozan iyice mala bağladı biri yüzüne su fışkıtsın falan yok... ozan durmuyordu zırlıyordu .... 3. Tur da bittiğinde accık kendime geldim, doğum belgesini verdiler elime gittim kimliğini almaya, baba adı Ozan yazıyo , anaaaaa benim triplere gel .... çocuğu kucağıma almışım, okadar zırlamışım , bi okadar sigara tüketmişim , 10 saniyede bi nefes kontrollerine başlamışım ama yürümede bideğişiklik yokken, kimliği pvc kaplatınca nooluyosa nüfus müdürlüğünden çıkışta , benim totoş atmosferde dans ediyo....
Baba olduğunu anneler gibi anlayamazsın şeklinde çeşitli söylentiler var , gece 14 aylık oldu daha bişey anlamadım :) şaka şaka anladık herhalde ama öyle değil , nasıl olduğunu daha sonra yazcam,,, valla...
O zamana kadar anladığım tek şey doğa ananın kanunu idi, ilk kalp atışı halen kulaklarımda
Sanki ilk kez duyup heyecanlandığım ve tüm notalarını ezberlemeye çalıştığım bir melodi gibiydiler, çok hızlı bir metronomda çalınan "neşeli hüzünler senfonisi" ...
Salya sümük ağlamak erkeğe yakışmaz ... mı? Engel olabilecek varsa kendine, haber etsin alnının çatından öpeyim... ilk dozu 9ay boyunca emek verip ağrılar çekip uyuyamayıp , acılar içinde beni tekrar doğuacak kadını ,
(Doktor)-hadi başlıyoruz...dediğinde ve o kapı yüzüme doğru rüzgarını vurunca gözüm sulandı yaa diyebilmeyi isterdim ama yok yemezdi , hastane inlemiş böğürmemden.... Lan niye ağlıyosun daha çocuk doğmadı diyenlere, ( gözünüzde canlandırın ) - bilmiyorum laan bbilmiyorum.... bol salya sümüklü ama aynı zamanda bariton bir haykırışla ilk dozun etkisinin geçmesini beklemişim.... ikinci doz sanırım biri - doğduuuu doğduuu .... dediğinde
almışım.... bizlere bu doğum sahnesini hep filmlerde yanlış aksetmişler aga, valla bak... doğumhane kapısı kapandı , adet ya hep öyle gördük filmlerde, bi sigara içim dedim... bi tane ama panik atağım bu durumlarda filmlerdeki gibi bi paket olmaz diye düşünüp hastane bahçesine inmem 1 dakika . Sigarayı yaktım, panik atağım ya ikinci nefesi çekmeden sigarayı attım , gerisin geriye doğumhane kapısına... ettimi totalde 2buçuk dakka.... bi ses -doğduuu doğduu.... nasıl siktir çektiysem artık hemşireler sağlam güldü... arkadaşım 2buçuk dakkada foğan bebek olurmu yahu... gittimi ilk feryat... heh işte ozan zırlamasında kim zırlasın, o ara kapı açıldı yeliz çıktı.... tamam karıma bağlıyım hüzünlü anlarda oldu ama böğürerek zırladığım olmamıştı ... ve odaya geçtik 2. Dozda etkisini kaybetti ...
Vee 3. Son doz... Gece'yi odaya getirdiler.... bakıyorum zırlıyorum, yelize bakıyorum zırlıyorum, geceye bakıyorum zırlıyorum , kimsede demiyoki , ozan iyice mala bağladı biri yüzüne su fışkıtsın falan yok... ozan durmuyordu zırlıyordu .... 3. Tur da bittiğinde accık kendime geldim, doğum belgesini verdiler elime gittim kimliğini almaya, baba adı Ozan yazıyo , anaaaaa benim triplere gel .... çocuğu kucağıma almışım, okadar zırlamışım , bi okadar sigara tüketmişim , 10 saniyede bi nefes kontrollerine başlamışım ama yürümede bideğişiklik yokken, kimliği pvc kaplatınca nooluyosa nüfus müdürlüğünden çıkışta , benim totoş atmosferde dans ediyo....
Baba olduğunu anneler gibi anlayamazsın şeklinde çeşitli söylentiler var , gece 14 aylık oldu daha bişey anlamadım :) şaka şaka anladık herhalde ama öyle değil , nasıl olduğunu daha sonra yazcam,,, valla...
BABA OLDUĞUNU HİSSETMEK ÖNSÖZ GİBİ SANKİ
İlk blog yazım olduğu için açıklama yapma gereği duydum, kullanacağım kelimeler ve cümleler soyut dünyanın bedenselleşme ürünü olacaktır, çünkü bu dünya da yaşadığımızdan çok yaşamadığımızın öykülerini okuyacaksınız....
Çoğu zaman evet hepimiz yaşıyoruz diyeceksiniz... okuduklarımızı yazanların çoğu süslenip gizlenen , yedirilemeyip kendi ruhunu okşayan , hayatın gülen yüzü oynaşmalarıyla karşımıza çıkıyor, ben sizlere biraz hayatın toprak renklerini sunacağım . Bazen melodilerimle anlatmaya , bazen fotograflarla , bazende sadece kelimelerimle sunacağım bendeki vâroluşun gizemini...Toprağın içindeki maviyi görmeniz dileğimle....
Çoğu zaman evet hepimiz yaşıyoruz diyeceksiniz... okuduklarımızı yazanların çoğu süslenip gizlenen , yedirilemeyip kendi ruhunu okşayan , hayatın gülen yüzü oynaşmalarıyla karşımıza çıkıyor, ben sizlere biraz hayatın toprak renklerini sunacağım . Bazen melodilerimle anlatmaya , bazen fotograflarla , bazende sadece kelimelerimle sunacağım bendeki vâroluşun gizemini...Toprağın içindeki maviyi görmeniz dileğimle....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
