22 Haziran 2015 Pazartesi

BENİM EN SEVDİĞİM OYUNCAĞIM

Topraktan gelip toprağa giden bir bedenin içine sıkışmış ruhani bir dirilişiz...
hayat içi ölüm efekti sunar bazen katlanmış sinir uçlarına zorlandığın hayatın nakışı...
Köklerin sağlamsa dallanıp uzarsın hayatın ince belli tebessümüne...
Seni dinginleştiren , farketmeden uzattığı ele dokunduğunda ipeksi tutku kaplıyor ya ruhunu, boşveriyordun ya kendini , koyveriyosun ya en dipteki acılarını unutkanlıklar çekmecesine , sımsıkı sarılıyorsun ya minik nefesine tek bir solukta , yetmez mi???

Küçük ben zamanlarındaydı en sevdiğim mavi yapan gözlerimi denizler, maviliklerle haşır neşir olmaktı huzurum .Açılma , kıyıda oyna seslerini duymak istemezdim...
Satın alamadığım mavikler oldu hayalini kurduğum , oyuncak hayaliydi maviliklerim...
Oğlumun adı "Deniz" , benim en çok sevdiğim oyuncağım oldun..

Genç bir ben zamanlarındaydı , mahallemin çocukluğundaki ağıt saatlerine atmak isterdim kendimi hep . Çok geç bu saatler , oyun saati değil seslerinden çekinip , odamdaki penceremi açıp sessizce oyun oynardım , en sevdiğim oyunuma eşlik eden sessizliği çağırırdım, yanında huzur melteminin büyüsüyle gelirdi hep. Birgün seninle büyük oyunlar oynayalım diye vedalaşırdık , uykuluğuma düşme vakti geldiğinde...
Oğlumun adı "Gece" , söz verdiğim en güzel oyun vakti....

2 yorum:

  1. Babalar da blog yazmalıymış kesinlikle..
    Devamını diliyor güzel Gece nin aydınlık yüzünden öpüyorum.

    YanıtlaSil
  2. desteğiniz için teşekkürler , biraz geç kaldım sanırım yazmaya başlayalı ama devamı gelecek ...

    YanıtlaSil